“Şu an nasıl hissediyorum?” Kendimize çok nadir sorduğumuz bir soru, öyle değil mi? Duygularımızla temasımız bu kadar azken çocukların duygularını düzenleme konusunda zorlanmamız da normal.

Kendi çocukluğumuzdan getirdiğimiz parçalarla belki neşe, heyecan, keyif, merak gibi duygularda zorlanmıyoruz da öfke, üzüntü, kıskançlık gibi duygularda zorlanıyoruzdur. Çünkü ‘Buna üzüldüğünü görüyorum.’ yerine ‘Bunda ağlayacak ne var?’ ile büyüdük. ‘Bu konuda öfkelendin.’ yerine ‘Anneye/babaya geri cevap verme.’ ile büyüdük. Bugün de ebeveyn olarak bu duyguları kabul edip düzenleme konusu doğal olarak zorlaşıyor.

Anne babalardan ‘Odana git, ağlaman bitince gel.’ cümlesini çok duyuyorum. ‘Odana git, kahkahan bitince gel.’ dememişizdir elbette. Neşeli anlarını kabul ediyorum, üzgün ve öfkeli anlarını kabul etmiyorum. Peki çocuk öfke anlarını tek başına düzenleyebilir mi? Elbette hayır. Burada regüle olmak, duygularını düzenleyebilmek için bir yetişkine ihtiyaç duyuyor.

O halde öfke anlarını düzenleyebilmek için ilk adım; duyguyu kabul etmek.

‘Öfke kontrolü’ mümkün olan bir şey değildir. Duygular kontrol edilebilen şeyler değildir. Bizler davranışlarımızı kontrol edebiliriz. Zaman zaman davranış kontrolünde de zorlanırız. Çocuklar yetişkinlerden çok daha dürtüsel olduklarından onların davranış kontrolü çok daha zordur. ‘Öfkelendiğinde arkadaşına vuruyor.’ Evet çünkü aklına ilk bu geliyor. İlkel beyin kendini savunmak için üç şey yapar; savaş, don, kaç. Bazı çocuklar donar, bazıları kaçar, bazıları da savaşır. Arkadaşı oyuncağını aldığında yapacağı ilk şey onu itmek, çığlık atmak, ısırmak olabilir. Bu öğrenilmiş bir şey değildir. ‘Evimizde şiddet hiç yok, çok şaşırıyorum vurmasına.’ Tam da burada bunu söyleyebilirim. Çocuk vurmayı öğrenmiyor. Savaşmak ilkel beynimizde var. Öyle ki bazı yetişkinler de gelişmiş (Prefrontal korteks) beyinleri yerini ilkel beyinleriyle hareket edip, şiddet uyguluyorlar.

Çocukların bu davranış ve duygularını kabul etmeliyiz. Kabul etmek ‘arkadaşarına vursun, istemediği olduğu zaman bana vursun.’ demek değil elbette. Bunu çocuğun artık nereden yaptığını biliyoruz demek. Burası çok önemli. Çünkü bu anlarda kendi regülasyonum devreye giriyor. Çocuk için bunun normal olduğunu bilmezsem, çok daha hızlı tetiklenip yetişkin olarak ben de öfkeleniyorum. Şunu bilelim ki, regüle olmayan bir ebeveyn çocuğu regüle edemez. O nedenle bu öfkenin getirdiği şiddetli davranışın; anneden babadan öğrenmediği, arkadaşlarından öğrenmediği, ilkel beyinin bir savunma yöntemi olduğunu hatırlayalım.

(Elbette öğrenilen şiddet de vardır. Elini yumruk yapan bir çocuk, bunu öğrenmiş olabilir. Yine burada da kendini savunma yöntemi olarak bunu seçtiğini kabul edip, bununla ne yapacağımıza bakmalıyız.)

İkinci adım olarak davranışı kabul ettik. Elimizde normal olan bir öfke ve şiddet var. Peki ebeveyn olarak ben ne yapacağım?

Ona öfkelenmenin normal olduğunu, yaşanabilir duygu olduğunu, öfkeyi kabul ettiğimi, arkadaşına vurduğunu kabul etmediğimi anlatmalıyım. Bu adımlarda regülasyonu unutmayalım.

Önce regülasyon ardından sınır

Bir örnekle gidelim. ‘İkinci çikolata isteğine hayır dendiği için, anneye vuran çocuk.’

Benim ikinci çikolataya hayır deme halim nasıl? Çocuğun ikinci çikolatayı istemesi normal mi? Evet. Bunları düşünerek kendimi regüle ediyorum.

Duygu, düşünce ve davranış yansıtması: İkinci çikolatayı istediğini biliyorum. Sen bu çikolatayı çok seviyorsun. Henüz yetmediğini hissediyorsun.

Sınır: Sağlığın için ikinci çikolatayı veremem.

Buraları düzenli yapmamız çok önemli. Burada bir çocuğa sadece ikinci çikolatayı yiyemeyeceğini öğretmiyoruz. Sınır öğretiyoruz.

Ardından gelen ağlama ve öfke nöbetleri olabilir.

Regülasyon için: Çok istiyordun. Ben hayır dediğim için çok sinirlendin.

Ardından gelen vurma istediği.

Regülasyona devam: Çok öfkelendin. Bana vurmak istiyorsun.

Sınır: Bana vuramazsın. Kendimi korumak istiyorum.

Bu sözel sınırın yanında davranış olarak da sınır gelebilir. Kollarını tutabilirsiniz.

Sınır: Kollarını tutuyorum. Bana vurmanı istemiyorum.

Bu sınırlarda siz regüle bir yerdeyseniz, o da sınır alacaktır. Değilseniz, öfke ile bu sınırları koyarsanız, çocuklar o savaşı kazanırlar.

Şunu unutmayalım, hiç bir duygu sonsuza kadar sürmez. Elbette sakinleşecek. İlk denememizde 25 dk sürebilir. İkinci deneme, üç, dört… Belki 11. sınır koyma tecrübemizde çocuk ağlamayacak bile.

Çocuklar için önce kendi iyi olma halimiz çok önemli. Kendi regülasyonumuz çok önemli.

 

 

 

Psikolog Gizem ÖZYÜREK