KAYGI NEDİR?
Kaygı, insanın zihinsel ve bedensel olarak olası tehlikelere karşı hazırlıklı olmasını sağlayan doğal bir alarm sistemidir. Bu duygu kendini bedende terleme, nefes alışverişte hızlanma ve mide bulantısı şeklinde gösterebilir.
Yetişkinlik yaşamında ise genellikle bu duygu aile ilişkileri, sosyal hayat ve iş ortamında görülebilir. Kişi bu duygunun etkisindeyken kurduğu ilişkileri sürdürmekte ve de günlük hayatına devam etmekte zorlanabilir.
STRES VE KAYGININ FARKI NEDİR?
Stres genellikle kişinin karşı karşıya olduğu belirli bir durumda zorlayıcı koşulla ilgiliyken; kaygı ise daha çok geleceğe dair belirsizlikler, ihtimaller ve endişeler etrafında şekillenebilir.
Stres: Var olan ve belirlenebilir bir durum karşısında ortaya çıkan fiziksel ve duygusal bir tepkidir.
Kaygı: Kişinin henüz gerçekleşmemiş durumlar, belirsizlikler veya olası sonuçlarla ilgili yaşadığı endişe ve tedirginlik halidir.
Kaygı ve stresin belirtileri genellikle benzerlik göstermektedir. Bu belirtileri fiziksel ve psikolojik olarak ikiye ayırmak mümkündür:
FİZİKSEL BELİRTİLER:
Kalp çarpıntısı
Terleme ve titreme
Nefes darlığı
Baş dönmesi
Kas gerginliği
Mide ve sindirim sorunları
PSİKOLOJİK BELİRTİLER:
Sürekli endişe hali
Kontrol edilemeyen düşünceler
Uykusuzluk veya sık kabuslar
Dikkat dağınıklığı
Huzursuzluk ve öfke patlamaları
Yaşanan belirtilerin uzun süre devam etmesiyle beraber bu etkiler davranışlara da yansıyabilmektedir. Örneğin yaşanan stres ve kaygı durumundan kaçınmak için iş veya sosyal ortamdan izole olmayı tercih edebilmektedir.
KAYGI VE STRESİN NEDENLERİ NEDİR?
Kaygı ve stresin tek bir nedeni olmayabilir. Bireyin yaşam koşulları, kişisel özellikleri, geçmiş deneyimleri ve içinde bulunduğu dönem birlikte değerlendirilebilir.
İş yoğunluğu ve iş hayatındaki belirsizlikler, ekonomik problemler, ilişki sorunları, ailevi sorumluluklar, sağlıkla ilgili endişeler, önemli yaşam değişiklikleri ve gelecek kaygısı yetişkinlerde stres ve kaygıyı artırabilen faktörler arasında yer alabilir.
Bunun yanında kişinin kendisinden çok yüksek beklentiler içinde olması, hata yapmaya karşı tahammülünün düşük olması veya her şeyi kontrol etmesi gerektiğini düşünmesi de kaygının sürmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle kaygı ve stresle baş ederken yalnızca belirtileri azaltmaya değil, bu belirtilerin hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaya da odaklanmak önemlidir.
KAYGI VE STRESLE NASIL BAŞ EDİLİR?
Kaygı ve stresle baş etmek için öncelikle kişinin kendi ihtiyaçlarını ve zorlandığı alanları fark etmesi gerekir. Her birey için işe yarayan yöntem farklı olabilir.
Günlük yaşamda uyku düzenine dikkat etmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, yeterli dinlenmeye zaman ayırmak ve kişinin kendisi için keyif veren aktivitelere yer vermesi stresin yönetilmesine yardımcı olabilir.
Bunun yanında nefes ve gevşeme egzersizleri, gün içerisinde kısa molalar vermek ve kişinin kontrol edebileceği alanlara odaklanması da faydalı olabilir.
Ancak yalnızca rahatlama tekniklerine odaklanmak her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle kaygının altında kişinin kendisi, çevresi veya gelecekle ilgili sahip olduğu düşünce ve inançların bulunması durumunda bu düşünceleri fark etmek ve değerlendirmek önem kazanır.
Kaygı ve stres hayatın tamamen dışında tutulabilecek duygular değildir. Önemli olan bu duyguların yaşamımızı ne ölçüde etkilediğini fark etmek ve ihtiyaç duyduğumuzda destek almaktan çekinmemektir.
Kendinizi uzun zamandır gergin, endişeli veya zihinsel olarak yorgun hissediyorsanız bu durumla tek başınıza mücadele etmek zorunda değilsiniz. Psikolojik danışmanlık, yaşadığınız güçlükleri anlamak, kendinizi daha yakından tanımak ve size uygun baş etme yollarını geliştirmek için güvenli bir alan sunabilir.
Psikolojik Danışman Betül MATUR


