herapsikoloji@gmail.com

Ebeveynleşmiş Çocuklar: Çocuğun Yaşından Büyük Davranmasının Ardında Ne Olabilir?

ebeveynleşmiş cocuk
Bazı çocuklar vardır; yaşlarından daha büyük görünürler.

  • Ne zaman konuşmamaları gerektiğini bilirler.
  • Annelerinin yüzündeki değişikliği hemen fark eder, babalarının yorgun olduğunu anlarlar.
  • Kardeşlerinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarından önce düşünebilirler.
  • Evde bir gerginlik olduğunda ortamı yatıştırmaya çalışır, bir sorun çıktığında çözüm aramaya koyulurlar.
Ve çoğu zaman çevrelerinden güzel şeyler duyarlar:

“Ne kadar olgun.”

“Yaşından büyük davranıyor.”

“Ne kadar sorumluluk sahibi.”
Bunların hepsi ilk bakışta olumlu özelliklerdir. Bir çocuğun duyarlı olması, çevresindekileri fark etmesi ve ailesine katkıda bulunması elbette değerlidir. Ama bazen çocuğun “olgunluğu” biraz daha yakından bakmayı gerektirir.

Çünkü bazı çocuklar yalnızca duyarlı oldukları için değil, evde bir şeylerin yolunda kalabilmesi için kendilerini fazlasıyla ayarladıkları için yaşlarından büyük davranıyor olabilirler. Kendi ihtiyaçlarını ertelemeyi öğrenmiş, yetişkinlerin duygularını takip etmeye başlamış ya da aile içinde kendisine ait olmayan bazı sorumlulukları sessizce üstlenmiş olabilirler. Psikolojide bu durum ebeveynleşme (parentification) kavramıyla ele alınır.

Ebeveynleşme Nedir?

Ebeveynleşmeyi yalnızca “çocuğun fazla sorumluluk alması” şeklinde düşünmek eksik kalabilir. Asıl mesele, çocuğun aile içinde kendisine ait olan yerden yavaş yavaş uzaklaşması ve yetişkinlerin taşıması gereken bazı yükleri kendi üzerine almaya başlamasıdır.

Bu bazen oldukça görünürdür:

  • Kardeşinin bakımını sürekli üstlenmek,
  • Evin işlerini yetişkinlerden biri gibi yürütmek,
  • Aile düzeninin devamından kendisini sorumlu hissetmek…
Bazen ise dışarıdan bakıldığında neredeyse hiç fark edilmez. Çocuk annesinin üzgün olup olmadığını sürekli kontrol ediyor olabilir. Babasıyla annesi arasındaki gerginliği azaltmaya çalışabilir. Evde bir problem çıktığında herkes sakinleşsin diye kendisini geri çekebilir. Yani bazen çocuğun taşıdığı şey bir iş değil, ailenin duygusal yüküdür.

Burada benim için önemli olan soru şudur:

Çocuk bunu gerçekten istediği için mi yapıyor, yoksa yapmadığında bir şeylerin kötüleşeceğini düşündüğü için mi?
Çünkü bir çocuğun ailesine yardım etmesiyle, ailenin devamından kendisini sorumlu hissetmesi aynı şey değildir.

Çocuğun Sorumluluk Alması Başka, Ailenin Yükünü Üstlenmesi Başka

Çocukların aile içinde sorumlulukları olması hayatın doğal bir parçasıdır. Oyuncaklarını toplamak, sofraya yardım etmek, kendi eşyalarına sahip çıkmak, yaşına uygun şekilde kardeşine destek olmak… Bunlar çocuğun aile içinde bir yeri olduğunu hissetmesine katkı sağlayabilir.

Fakat bazen çocuğun içindeki cümle değişir. “Ben de yardım ediyorum.” yerine, “Bu işi benim halletmem gerekiyor.” gelmeye başlar.

  • Bir çocuk annesinin üzgün olduğunu fark edebilir; bu onun annesine duyarlı olduğunu gösterebilir.
  • Ama çocuğun zihninde, “Annem böyle hissetmemeli. Onu ben toparlamalıyım.” gibi bir sorumluluk oluşmaya başladığında artık başka bir şeyden söz ediyor olabiliriz.
Bir yetişkinin duygusunu fark etmek ile o duygunun sorumluluğunu üzerine almak arasında önemli bir fark vardır. Bu nedenle ebeveynleşmeyi anlamaya çalışırken belki de şu soruya bakabiliriz:

Çocuğumuz bize destek oluyor mu, yoksa biz iyi olalım diye kendisini sorumlu mu hissediyor?

Ebeveynleşmiş Çocuk Nasıl Görünür?

Ebeveynleşmiş bir çocuk her zaman dışarıdan zorlanan ya da davranış problemi yaşayan bir çocuk gibi görünmez. Hatta çoğu zaman çevresinin “çok sevdiği” çocuklardan biri olabilir.

  • Uyumludur, yardımseverdir, sorumluluk sahibidir.
  • Kimseyi üzmek istemez.
  • Evde olup bitenleri dikkatle izler; annesinin sesindeki değişikliği fark eder, babasının yorgun olduğunu hemen anlar.
  • Bazen yetişkinlerin arasında yaşanan sorunlara çözüm bulmaya çalışır.
Bu nedenle çocuğa dışarıdan baktığımızda gördüğümüz ilk şey “yük” olmayabilir. “Ne kadar anlayışlı bir çocuk.” deriz. Oysa bazen bu anlayışlılığın arkasında çocuğun kendi ihtiyaçlarını geri plana atması olabilir.

Burada çocuğun davranışını yargılamaktan çok, davranışın arkasındaki ihtiyaca bakmak gerekir:

  • Bu çocuk gerçekten böyle mi olmak istiyor?
  • Yoksa aile içindeki dengeleri koruyabilmek için böyle davranmayı mı öğrenmiş?

Çocuğun Kendisini Yetişkinler Arasındaki Meselelerin İçinde Bulması

Bazen çocuğun aile içindeki konumunu anlamak için söylediği sözlere ve aldığı rollere bakmak gerekir. Örneğin anne ve baba arasında bir anlaşmazlık olduğunda çocuk taraflardan birinin yanında durmaya, diğer ebeveynle konuşarak durumu düzeltmeye ya da üzgün olan ebeveyni rahatlatmaya çalışabilir.

Çocuğun sevdiği birini korumak istemesi oldukça anlaşılırdır. Fakat burada başka bir soru da önem kazanır:

Çocuk kendisini neden yetişkinler arasındaki bir meseleyi düzeltmekle sorumlu hissediyor?
Anne ve baba arasındaki bir problemde çocuk kendisini taraflardan biri gibi konumlandırıyorsa, yetişkinler arasındaki anlaşmazlığı çözmeye çalışıyorsa ya da bir ebeveynin üzülmemesi için kendi davranışlarını sürekli ayarlıyorsa, çocuğun aile içindeki rolü olması gerekenden farklı bir yere kaymış olabilir.

Çocuğun annesini sevmesi başka bir şeydir; annesinin yaşadığı ilişki problemini kendi meselesi haline getirmesi başka.

Ebeveynleşme Yalnızca Ev İşi Yapmakla İlgili Değildir

Ebeveynleşme denildiğinde akla çoğu zaman ev işleri veya kardeş bakımı gelir. Bunlar elbette ebeveynleşmenin bir parçası olabilir. Örneğin çocuk;

  • Kardeşinin bakımını sürekli üstleniyorsa,
  • Evin günlük işlerinin önemli bir bölümünü yürütüyorsa,
  • Yaşına göre ağır olan yemek yapma, alışveriş gibi sorumlulukları düzenli olarak taşıyorsa,
  • Yetişkinlerin çözmesi gereken pratik ya da maddi meselelerin içinde sorumluluk alıyorsa,
çocuğun yaşına uygun sınırların dışına çıkan bir yük taşıyıp taşımadığına bakmak gerekir.

Burada önemli bir ayrım var: Bir çocuğun sofrayı toplaması, odasını düzenlemesi veya kardeşine yardım etmesi tek başına ebeveynleşme anlamına gelmez. Çocuğun aile içinde sorumluluk alması sağlıklı gelişimin bir parçası olabilir. Sorun, çocuğun sorumluluğunun yaşını, gelişimsel kapasitesini ve aile içindeki konumunu aşmaya başlamasıdır.

Duygusal Ebeveynleşme

Bazen çocuğun yaptığı şeyleri görmek kolaydır, fakat hissettiği sorumluluğu görmek daha zordur. Duygusal ebeveynleşmede çocuk:

  • Ebeveyninin duygularını yakından takip etmeye başlayabilir.
  • Ebeveyninin derdini dinler, onu sakinleştirmeye çalışır.
  • Evde gerginlik olduğunda kendisini kontrol eder.
  • Anne babanın arasındaki çatışmada arabuluculuk yapmaya çalışabilir.
  • Bir ebeveynin kendisine anlattığı yetişkin meselelerini taşımaya başlayabilir.
  • Evde herkesin nasıl olduğunu kontrol eden kişi haline gelir; kriz olduğunda güçlü durur, üzüntüsünü göstermez.
“Çünkü belki de içten içe, ‘Şu anda benim de zorlanmamam gerekiyor.’ gibi bir sorumluluk taşıyordur.”
Bu nedenle duygusal ebeveynleşmede çocuğun taşıdığı yük her zaman yaptığı bir işle görünmez. Bazen çocuk yalnızca “başkalarının duygularını çok erken yaşta takip etmeyi ve kendi duygularını geri plana atmayı öğrenmiş olabilir.”

“Çocuğum Çok Olgun.” Demeden Önce Kendimize Ne Sorabiliriz?

Çocuğunuzu yaşıtlarından daha olgun buluyor olabilirsiniz. Bazı konularda gerçekten yaşıtlarından daha becerikli de olabilir. Burada amaç çocuğun olgunluğunu problem haline getirmek değil, bu olgunluğun çocuğun hayatındaki yerini anlamaya çalışmaktır. Kendimize şu soruları sorabiliriz:

  • Çocuğum yardım etmek istediği için mi yardım ediyor, yoksa yardım etmezse kendisini kötü mü hissediyor?
  • Biz üzülmeyelim diye bazı duygularını içinde tutuyor olabilir mi?
  • Evde bir problem olduğunda hemen çözüm üretmeye mi çalışıyor?
  • Anne babasının arasındaki meselelerde kendisini taraf gibi mi hissediyor?
  • Bir şeyi yapmadığında kendisini suçluyor mu?
  • Evde işler yolunda gitsin diye sürekli kendisini kontrol ediyor mu?
  • Ve belki de en önemli soru: Çocuğum yalnızca sorumluluk aldığı zamanlarda değil, hiçbir şeyi düzeltmek zorunda olmadığı zamanlarda da rahatça çocuk olabiliyor mu?
Bu soruların birkaçına “evet” demek çocuğun mutlaka ebeveynleştiği anlamına gelmez. Ama çocuğun aile içindeki yerini biraz daha yakından düşünmek için önemli bir başlangıç olabilir.

Ebeveynleşme Neden Ortaya Çıkar?

Çoğu aile çocuğuna bilinçli olarak yetişkin rolü vermek istemez. Bazen hayatın getirdiği koşullar ailedeki yükü artırır ve roller fark edilmeden birbirine yaklaşabilir.

Bu duruma zemin hazırlayan etkenler şunlar olabilir:

  • Yoğun ve uzun süren ebeveyn çatışmaları
  • Boşanma veya ayrılık dönemleri
  • Bir ebeveynin uzun süreli sağlık sorunları
  • Ailede yaşanan kayıplar
  • Ekonomik zorluklar, göç ve yaşam koşullarındaki büyük değişiklikler
  • Ebeveynin kendi duygusal zorlanmaları
  • Aile içinde yeterli yetişkin desteğinin bulunmaması
Böyle zamanlarda çocuk da aileye destek olurken kendini bu rolün içinde bulabilir. Burada ilk bakışta aileyi suçlamak yerine, çocuğun bu süreçte nerede durduğuna bakmak daha anlamlıdır. Çünkü aile olmak, zor zamanlarda birbirine destek olmayı da içerir. Bazı ailelerde çocukların dayanışmaya katılması kültürel olarak da oldukça doğal olabilir.

Dolayısıyla her yardım davranışını ebeveynleşme olarak görmek doğru değildir. Asıl soru şudur:

Çocuk destek oluyor mu, yoksa yetişkinlerin taşıması gereken yükün bir bölümünü kendi üzerine mi alıyor?

Ve bunun yanında: Çocuğun kendi yaşına ait ihtiyaçlarına hâlâ yeterince yer var mı?

“Bizim Ailede Herkes Birbirine Destek Olur”

Bu cümlede yanlış bir şey yok. Aksine, aile olmanın güzel taraflarından biri birbirinin yanında olabilmektir. Ama çocuk ile yetişkin arasındaki sorumluluk sınırının korunması önemlidir:

  • Çocuk ailesine yardım edebilir; fakat ailenin duygusal dengesini korumak onun görevi değildir.
  • Kardeşine destek olabilir; fakat kardeşinin ebeveyni olmak zorunda değildir.
  • Annesinin üzgün olduğunu fark edebilir; fakat annesini yeniden iyi hissettirmek onun sorumluluğu değildir.
  • Anne ve baba arasında bir problem olabilir; fakat bu problemin çözümünü çocuğun omuzlarına bırakmamak gerekir.
Çocuğun aileyle dayanışma içinde olması ile ailenin yükünü taşıması arasında önemli bir fark vardır.

Ebeveynleşen Çocuk Büyüdüğünde Ne Olabilir?

Burada çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü ebeveynleşme yaşayan her çocuk aynı şekilde etkilenmez. Çocuğun yaşı, mizacı, aile ilişkileri, yaşanan durumun ne kadar sürdüğü, çocuğun ne kadar ağır bir sorumluluk taşıdığı ve çevresinden ne kadar destek aldığı gibi pek çok etken önemlidir. Bu nedenle:

“Ebeveynleşen her çocuk yetişkin olduğunda şu problemi yaşar.” demek doğru değildir.
Bununla birlikte bazı kişiler çocukluklarında öğrendikleri ilişki biçimlerini yetişkinliklerinde de sürdürebilirler. Örneğin:

  • Kendi ihtiyaçlarını fark etmekte zorlanabilirler.
  • Yardım istemek onlara zor gelebilir.
  • Başka insanların ihtiyaçlarını kendilerinden önce düşünmeye alışmış olabilirler.
  • Dinlenirken bile kendilerini sorumlu hissedebilirler.
  • Her şeyi kontrol altında tutmaya çalışabilirler.
  • İlişkilerinde sürekli ilgilenen, toparlayan ve destekleyen kişi olabilirler.
  • “Hayır” demek zorlaşabilir.
  • Kendileri zorlandığında bile çevrelerine güçlü görünmeye devam edebilirler.
  • Bazen yetişkinlikte bile zihnin bir köşesinde şu düşünce dolaşabilir: “Önce herkesin iyi olduğundan emin olmalıyım.”
Ancak bu örüntüler tek başına geçmişte ebeveynleşme yaşandığını göstermez. Geçmişi bugüne bağlamak için kesin bir neden aramak yerine, kişinin bugün kendisiyle ve ilişkileriyle nasıl bir bağ kurduğuna bakmak daha anlamlıdır.

Ebeveynleşen Bir Çocuğa Nasıl Yaklaşabiliriz?

Burada hem çocuğu hem de aileyi suçlamadan, ortaya çıkan ilişki biçimine bakmak daha anlamlı olabilir. Çünkü bu roller çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Bazen küçük küçük başlar: Çocuk bir gün kardeşine biraz daha fazla bakar; başka bir gün annesinin üzülmemesi için kendi isteğinden vazgeçer; bir başka zaman anne babasının arasındaki gerginliği azaltmaya çalışır. Zamanla bunlar çocuğun aile içindeki rolünün bir parçası haline gelebilir.

Bu nedenle ilk adım, çocuğun hangi sorumlulukları taşıdığını fark etmek olabilir. Sonrasında şu sorular yardımcı olabilir:

  • Bu gerçekten çocuğumun sorumluluğu mu? Yoksa yetişkin olarak benim üstlenmem gereken bir şey mi?
  • Çocuğum bunu isteyerek mi yapıyor, yoksa yapmadığında kendisini suçlu mu hissediyor?
  • Kendi ihtiyaçlarını bizim ihtiyaçlarımız kadar rahat ifade edebiliyor mu?
  • Anne babanın meselelerini çocuğun meselesi olmaktan uzak tutabiliyor muyuz?
Bazen çocuğa verilebilecek en rahatlatıcı mesajlardan biri şudur:

“Bizi düşünmen çok güzel. Ama bizim iyi olmamızdan sen sorumlu değilsin.”

“Biz yetişkinler kendi sorunlarımızla ilgilenebiliriz.”

“Senin de yorulmaya, üzülmeye ve yardım istemeye hakkın var.”
Çocuğun yeniden çocuk olabilmesi, ondan bütün sorumlulukları almak anlamına gelmez. Asıl mesele, sorumlulukların yeniden doğru kişilere ve çocuğun yaşına uygun bir yere dönmesidir.

Çocuğun Çocuk Olmasına İzin Vermek

Bazen çocuklarımızın güçlü olmasını isterken, onların güçlü olmak zorunda kalıp kalmadığını fark etmeyebiliriz.

  • Çok erken yaşta anlayan…
  • Çok erken yaşta idare eden…
  • Çok erken yaşta fedakârlık yapan…
Bir çocuk gördüğümüzde yalnızca ne kadar olgun olduğuna bakmak yerine, bu olgunluğun nasıl oluştuğunu da merak edebiliriz. Çünkü çocuğun ailesini düşünmesi güzeldir, ama ailesinin yükünü taşımak zorunda olması başka bir şeydir. Çocuğun yardım etmesi değerlidir, ama yardım etmediğinde kendisini kötü hissetmesi başka bir şeydir. Çocuğun güçlü olması güzeldir, ama güçlü olmak zorunda hissetmemesi de en az bunun kadar önemlidir.

Belki de “büyümüş de küçülmüş” dediğimiz çocuklara bazen biraz daha yakından bakmak gerekir: Gerçekten yaşından daha mı olgun? Yoksa yaşından büyük davranmayı mı öğrenmek zorunda kaldı?

Çünkü bazen çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, onun bu davranışla neyi korumaya, neyi düzeltmeye ya da neyi taşımaya çalıştığını anlamak gerekir. Bir çocuğun davranışının anlamını yalnızca çocuğun kendisine bakarak anlayamayız; çocuğun içinde bulunduğu ilişkilere, ailedeki sorumlulukların nasıl dağıldığına ve çocuğun kendisini o ilişkilerin içinde nerede konumlandırdığına da bakmak gerekir.

Çünkü bazen çocuğun ihtiyacı daha fazla “sorumluluk bilinci” değil; biraz daha az sorumluluk, biraz daha fazla alan ve yeniden çocuk olabilme iznidir.

Psikolojik Danışman Sümeyye Nur Türkoğlu
Paylaşmak Güzeldir :