Biz insanları diğer canlılardan ayıran pek çok özelliğimiz vardır. En önemlilerinden birisi, kendimize dair farkındalığımızın olmasıdır hiç şüphesiz. Bize, kim olduğumuzu seçmek için ergenlik gibi bir hayat dönemi verilir, bu seçim şansı ve kimlik arayışı şiddet değiştirerek de olsa bir ömür boyu devam eder. Oluşturduğumuz bu kimlik çevremizdeki insanları etkileyebilir, çıkarlarımızı besleyebilir, hayatta çok başka yerlere gelmemizi sağlayabilir. Fakat burada çok önemli bir ayrıntı daha bulunmaktadır: Oluşturduğumuz kimliği biz ne kadar seviyor, sahipleniyor ve saygı duyuyoruz?

Kendimizi ve kazandığımız kimliği belli açılardan beğenebilir, belli açılardan da beğenmeyebiliriz. Sonuç olarak bütünsel bir şekilde baktığımız zaman, kendimize karşı edindiğimiz tutumun reddedici ve yargılayıcı olmaması çok önemlidir. Eğer bu reddedici tutumumuz baskınsa, bu durum hayatımızda birçok problemi besleyebilir. Özgüven problemleri, kapasitemiz dahilinde başarabileceğimiz işlerden bile uzak kalmamıza neden olabilir. İyileşmemiş, sıklıkla arka planda kendisini hissettiren özgüven yaraları, hayatta attığımız birçok adımda karşımıza çıkabilmektedir.

Özgüvenle ilgili yapılmış bütün tanımların ortak noktasında bireyin kendi gücüne olan güveni yatmaktadır. Birey kendi gücüne ne ölçüde güvenirse yapacağı işlerde o derecede başarılı olacağına inanılmaktadır. İşte bu yüzden özgüven, bireyin ruh sağlığı açısından büyük bir öneme sahiptir (Kaya ve Taştan, 2020). Özgüvenin temelindeki sistemi anlayabilmek için özünde bulunan bir çeşit paradoksu da anlamamız gerekmektedir. Özgüvenimiz, yaşadığımız tecrübeleri şekillendirir ve yaşadığımız tecrübelerin sonucunda şekillenir. Yani etkileşim çift yönlüdür. Dinamik, değişken bir yapıya sahiptir. Bu tecrübelerle de birlikte özgüveni şekillendiren çok güçlü bir unsur daha vardır: Düşüncelerimiz. Sahip olduğumuz birçok olumsuz özellik olabilir.

Bu özellikler için biz, kendimiz, ne düşünüyoruz? Hangi koşullarda mutlu, özgür ve kabul edilmiş hissediyoruz? Boyumuz kısa olabilir. Bunu geliştirmek için belli bir miktarda çaba gösterebiliriz ve bu çabalarının karşılığını da alabiliriz. Fakat boyun gelişmesi, hem zaman açısından hem de kaynak açısından sınırlı bir gelişimdir. Yani belli sınırlardan sonra boyun uzaması gerçekleşmeyebilir. Bu durumda önünüze sunulan iki kapı bulunmakta: İlk kapı, bu durumla barışık olmayacağımız bir hayata uzanan yolun girişine çıkabilir ve değiştiremediğimiz üstüne de kabullenemediğiniz bir şeyin yoksunluğunun getirdiği kırgınlıkla hayatımıza devam etmek durumunda kalabiliriz. İkinci kapı, boyumuzun uzunluğunun artık fazla değiştiremeyeceğiniz bir kavram olduğunun farkına varıp, öyle çok da değer atfetmediğimiz için bu durumu, özgüvenimize olumsuz yansıtmayacağımız bir hayata çıkabilir.

Peki, hiç şüphesiz, kaliteli bir yaşam standartları için elzem olan bu özgüven meselesi nasıl arttırılabilir? Aslında bu konu biraz da şanslı olduğumuz bir konu. Çünkü özgüven eksikliği geçmiş yaşantılarla da çok alakalı bir durum olmakla birlikte, yeni tecrübelerimiz sonucunda hızlı değişebilen bir olgudur. Yani, birkaç hedefinizi gerçekleştirdikten sonra kendinizi daha fazla motive hissetmeniz hiç de uzak bir durum değildir. Fakat buradaki önemli olan nokta başlangıç kısmıdır. Çünkü özgüveninizi yükseltmek için belki de en çok yara aldığınız noktalar üzerine gitmek zorunda kalacaksınız. Fakat harekete geçmenizi içten içe engelleyen bir özgüven yapınız da varsa eyleme geçmek hâlihazırda zor olacaktır. Burada atılan bir adım bu paradoksu kırmak için güzel bir başlangıç olacaktır. Yapacağınız bu çalışmaların yanında düşünce biçiminizi değiştirmek, kendinize dair yaklaşımınızı değiştirmek, etkili yollardan birisidir.

Tüm bunlar, çok uzun bir öz farkındalık yolculuğundan geçmenizle, yarı iyileşmiş yaralarınızı tekrar açıp gerekirse pansuman yapmanızla, sizi çok yoracak belki de çok üzecek deneyimleri tecrübe etmenizle mümkün olacaktır. Fakat burada, adım atmanızı gerçekten çok zorlaştıran, aldığınız yaraları açıp tedavi etmenizi imkânsız hale getiren, kendi içinize her döndüğünüzde, orada işleri zorlaştıran bir şeyler varsa profesyonel destek almak çözüm yollarınıza daha sağlam adımlarla ilerlemenize katkı sağlayabilir.

Merve İPEK
Psikoloji Lisans Öğrencisi

Kaynaklar:
McKay, M. ve Fanning, P. (2005). Özgüven – Özgüveninizi Ortaya Koymak, Geliştirmek ve Korumak İçin Kanıtlanmış Teknikler (Birinci baskı). Ankara: Arkadaş Yayınevi.
Kaya, N. ve Taştan, N. (2020). Özgüven üzerine bir derleme. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 10(2).