Hayatımızda bazen farkında olduğumuz bazen fark etmediğimiz benzer olayları yaşarız. Bunları fark ettiğimizde ‘ben neden hep benzer şeyleri yaşıyorum’ diye düşündüğümüz zamanlar olabilir. Bunları ‘nesne ilişkileri’ teorisine göre inceleyecek olursak, erken dönem çocuklukta yaşanan deneyimler, yetişkin ilişkilerimizde yeniden canlandırılır. Diğer bir anlatımla, kişinin yaşamının erken dönemlerinde önemli olan figürlerle yaşadığı ilişkiler, kişinin içsel nesneleri olur.

Kişilerin, hayatlarının ilk anlarından itibaren yaşadıkları kişiler arası deneyimleri, kişinin benlik oluşumuna ve ötekilerle olan ilişkilerine yansır. Bu görüşe göre, kişinin gelecekteki ilişkilerinin yapısı ve içeriği de bu başlangıçtaki deneyimlere göre şekillenmektedir. Özellikle, aşk ilişkilerinde bu yeniden canlandırılma olayları göze çarpar. Çift ilişkileri, tarafların çocukluklarında kendi anne ve babalarıyla kurduğu ilişkilerden çok etkilenir. “Örneğin, çocukluğumuzda önemli figürlere dair ani bir kayıp yaşadıysak, yetişkinlikte de farkında olarak veya olmadan daha çok kayıp meselesine yönelik kaygılar yaşayabiliriz ve o deneyimleri canlandıracak ilişkilere yönelirken kendimizi bulabiliriz” (Aylin ve Gençer, 2017).

Peki neden bu tekrarlama davranışını yaparız?

1.Bildiğimiz Örüntüyü Tekrar Etmek İçin
Bildiğimiz yolu gitmek bize her zaman için daha kolay gelir. Sık ormanlardan kendi başınıza, bacaklarınıza bilmediğiniz otlar batarak yürümek yerine daha önce yüzlerce kişinin yürüdüğü bir patikadan yürümek daha sık tercih edilir.
Buna örnek olarak küçüklükten beri annelerimizin kurduğu arkadaşlık ilişkilerini gözlemlerken yeni bir arkadaş edinmek istediğimizde onunkine benzer davranışlar sergileyebiliriz. Yeni komşusuyla tanışmak için kek yapıp götüren annemizin davranışını kopyalayarak ilkokulda arkadaş edinmek isterken tanışmak istediğimiz insanlara yediklerimizden ikram ederek veya onlara ısmarlayarak arkadaşlık kurmaya çalışabiliriz. Bu şekilde sosyalleşmeye yardımcı olan davranışını kopyaladığımız gibi babasını sürekli annesine şiddet uygularken gören kişi bunu normalleştirip eş seçiminde ona şiddet uygulayabilecek birini tercih edebiliyor. Bunu bilinçli yapmasak da yıllarca gördüğümüz model bu olduğu için bilinç dışımız seçimlerimize yön veriyor.

2.Daha Önce Yaşanılanı Değiştirmek İçin
Daha önce yaşandığını gördüğümüz durumlar bizi o kadar üzer ve bazı anları o kadar çok değiştirme ihtiyacı duyarız ki bunu kendi yaşantımızda tekrar yaşatıp oradaki değiştirme ihtiyacımızı karşılamaya çalışırız. Öyle ki bunun için sarf ettiğimiz enerji sağlıklı bir ilişki kurmak için harcayabileceğimiz enerjiden daha fazla olabilir.
Mesela ebeveynlerinin evliliğinde boşanma süreci olan ve bundan çok etkilenen bir kişi boşanabileceği, sağlıklı iletişim kuramadığı, evliliği sürdüremeyeceği bir kişiyle evlenip onunla boşanmamak için çabalayabilir. Ebeveynlerin yaptıklarını değiştirmek için bütün bir hayat boyunca çabalayabilir, kendisini sürekli boşanma evresine getirebilir.

3. Aksini Kendimize Kanıtlamak İçin
Daha önce yaşandığını gördüğümüz ve ‘ben böyle olmayacağım!’ ‘ben onun gibi yapmayacağım’ dediğimiz anlarımız olmuştur. Bu gibi durumlarda kişi fark etmese bile kendine öyle bir zemin hazırlar ki aslında hiç istemediği bir durumda sırf aynı durumda öyle davranmayacağını göstermek için kalır. Ve farkında olmadan hayatı boyunca buna zemin oluşturur.

Psikolojik Danışman
Sena ÖZ