Temelde, bireyin aslında var olmayan bir kusuru ya da var olan kusur veya kusurları zihinde olduğundan fazla büyüterek takıntı haline getirmesi, bu kusur ile ilgili aşırı kaygı halinde olması olarak tanımlayabileceğimiz vücut dismorfik bozukluğu, “dismorfobi” olarak da isimlendirilen ve DSM 5’te “Obsesif Kompulsif Bozukluklar ile İlişkili Bozukluklar” başlığı altında değerlendirilen bir psikolojik bozukluktur.

Vücut Dismorfik Bozukluğu Olan Kişiler

Bu dismorfik bozukluğundan mustarip bireyler aslında normal sayılabilecek görünüme sahip olsalar da takıntılı oldukları kusur veya kusurlarını zihinlerinde o kadar büyütmüşlerdir ki kendilerini belirgin derecede çirkin ve eksik hissederler. Bu düşünce ilişkilerine ve sosyal hayatlarına önemli şekilde yansır. Kendini soyutlama davranışı ve düşük özgüven görülebilir. Ayrıca söz konusu kusurların büyük mahiyette olmasına gerek yoktur. Bireyler söz konusu kusurları kamufle etmek adına bir dizi kompulsif davranış geliştirirler. Kusurlu bölge ile haddinden fazla ilgilenirler, aşırı makyaj yapabilirler, tarzları konusunda fazla kararsız ve değişken bir tutum sergilemekle birlikte cerrahi müdahalelere, sağlıksız diyetlere ve bir noktadan sonra kusursuz görünmek adına kendilerine zarar verici nitelikte eylemlere başvurabilirler. Ayrıca bu davranışlar kaygıyı azaltıcı değil arttırıcı niteliğe sahiptir.

Bozukluk Hangi Sebeplerden Dolayı Oluşur ve Görülmeye Başlandığı Yaş Aralığı Nedir?

Birden fazla sebebe sahip olabilecek olan bozukluk; genetik faktörler, yanlış ebeveyn tutumları, çocukluk travmaları ve çevresel faktörlere bağlı olarak gelişebilir. Eleştirel ebeveynler, bedene yönelik alaya maruz kalmak bireyin benlik saygısı ve algısını önemli ölçüde etkiler. Benlik algısı zedelenen çocuk veya ergen, gelecekteki yaşamında da bedenini olduğundan farklı algılamaya devam edip vücut dismorfik bozukluğuna sahip bir birey olabilir. Genetik faktörler açısından bakıldığında ise kişinin birinci dereceden akrabası sayılabilecek birinde dismorfobi bulunması, olasılığı arttırıcı bir durumdur. Öte yandan çevresel faktörlerin başında sayabileceğimiz medya/sosyal medyada oluşturulan “mükemmel vücut” algısı, özellikler ergenlerin kendi vücutlarına bakış açısını oldukça etkilemektedir. Zihinde oluşturulan mükemmel kadın/erkek imajını mütemadiyen kendi vücutlarıyla kıyaslayarak hiçbir zaman tatmin olmamakta ve yetersiz hisseden bireyler haline gelmektedirler. Dolayısıyla kusurlar veya zihinde yaratılan imaja uymayan herhangi bir bölge, kişi için olduğundan daha önemli hale gelmekte ve beden algısı bozulmaktadır.
Görülmeye başladığı yaş aralığı farklılaşsa da genellikle 15-17 yaş grubunda başladığı ve genelde kadınlarda görüldüğü gözlemlenmiştir. Görülme sıklığı istatistiksel verilere göre düşük olmakla beraber bu bozukluktan mustarip kişiler, kendilerine dair olumsuz düşüncelerin psikolojik değil fiziksel olduğunu düşündükleri için terapiden ziyade daha çok görünüşlerine yönelik müdahalelere (estetik cerrahi gibi) başvururlar. Ayrıca tanılama kısmında çoğunlukla OKB ile karıştırılmaktadır. Dolayısıyla toplumdaki sıklığı ve dağılımı sağlıklı olarak belirlenmiş değildir.

Bozukluğun Tedavi Aşaması

Tedavi aşamasında genelde bilişsel davranışçı terapilerle olumlu sonuçlar elde edildiği görülmüştür. Bilişsel davranışçı ekol çerçevesinde kişinin düşünce ve kaygıları ele alınıp gerçekliği tartışılmalıdır. Terapi sürecinde danışanın bedenine yönelik gerçekçi düşünceler kazanması, sosyal etkileşiminin arttırılması, benlik saygısının düzenlenmesi, başa çıkma stratejileri geliştirmesi hedeflenir. Vücut dismorfik bozukluğu kapsamında özellikle alıştırma ve tepki kontrolü teknikleri üzerinde yoğunlaşılır.